Zayıf bir karar, iyi bir sonuç üretebilir. Varsayımlar test edilmemiştir, riskler hafife alınmıştır, alternatifler yüzeysel geçilmiştir. Ama zamanlama iyi denk gelmiştir. Pazar büyümüştür. Rakip hata yapmıştır. Sonuç iyi olduğu için süreç sorgulanmaz.
Hayır.
Bu ayrım basit görünür ama yönetim ekipleri içinde en sık karıştırılan konulardan biridir. Çünkü sonuçlar görünürdür. Rakamlar gelir. Pazar tepki verir. Proje başarılı ya da başarısız görünür. Sonra geriye dönüp kararın kalitesini bu sonuç üzerinden yargılamak kolaylaşır.
Ama belirsizlik altında iyi karar, iyi sonucu garanti etmez.
Doğru analiz yapılmış olabilir. Alternatifler iyi değerlendirilmiş olabilir. Riskler açıkça konuşulmuş olabilir. Karar, o gün eldeki bilgiyle rasyonel olabilir. Buna rağmen sonuç kötü gelebilir. Çünkü piyasa değişmiştir, rakip beklenmedik hamle yapmıştır, teknoloji gecikmiştir veya şans aleyhe işlemiştir.
Tersi de geçerlidir.
Zayıf bir karar, iyi bir sonuç üretebilir. Varsayımlar test edilmemiştir, riskler hafife alınmıştır, alternatifler yüzeysel geçilmiştir. Ama zamanlama iyi denk gelmiştir. Pazar büyümüştür. Rakip hata yapmıştır. Sonuç iyi olduğu için süreç sorgulanmaz.
Bu, kurumlar için tehlikelidir. Çünkü kötü süreç iyi sonuçla ödüllendirilirse aynı hata tekrar edilir. İyi süreç kötü sonuçla cezalandırılırsa insanlar daha savunmacı, daha politik ve daha kısa vadeli kararlar almaya başlar.
Daha etkili yönetim ekipleri kararları sadece sonuçtan sonra değil, karar anındaki bilgi kalitesiyle değerlendirir.
Şu dört soruyu ayırırlar:
O anda ne biliyorduk?
Hangi varsayımlara dayanıyorduk?
Hangi alternatifleri ciddi biçimde değerlendirdik?
Sonuçtan bağımsız olarak süreç kalitesi nasıldı?
Sonuç elbette önemlidir. Ama sonuç, karar kalitesinin tek kanıtı değildir.
Belirsizlik altında olgun yönetim, şansı beceriyle; iyi sonucu iyi süreçle; kötü sonucu kötü kararla karıştırmamaktır.
Bugünün sorusu şu:
Kurumunuz kararları gerçekten değerlendiriyor mu, yoksa sadece sonuçları mı yargılıyor?