Paylaşılan bilgi yanlılığı, herkesin bildiğini tekrarlatırken kritik azınlık görüşlerini gölgede bırakır — ve grup karar kalitesini düşürür.
Ekiplerle çalışmanın temel varsayımlarından biri şudur: bir araya gelen insanlar, tek başına karar veren bireylerden daha iyi kararlar alır. Farklı uzmanlıklar, bakış açıları ve deneyimler bir araya geldiğinde daha isabetli sonuçlara ulaşılması beklenir. Ancak pratikte bu her zaman gerçekleşmez. Bunun en önemli nedenlerinden biri, grup kararlarını sessizce sabote eden bilişsel yanlılıklardır.
Gruplar teorik olarak avantajlıdır; ancak üyeler sahip oldukları bilgiyi paylaşmadığında ya da başkalarının görüşlerini yeterince dikkate almadığında, grup kararları bireysel kararlardan bile daha zayıf hale gelebilir. Tasarım sprintleri gibi yoğun ve zaman baskısı olan süreçlerde bu risk daha da artar.
Bu noktada üç temel grup yanlılığı öne çıkar. Grup düşüncesinde üyeler çatışmadan kaçınmak için eleştirel düşünmeyi bastırır ve çoğunluğa uyum sağlar. Paylaşılan bilgi yanlılığında grup, herkesin bildiği bilgileri tekrar tekrar konuşur; yalnızca birkaç kişinin sahip olduğu kritik bilgiler göz ardı edilir. Gizli profiller söz konusu olduğunda ise gerekli tüm bilgi grupta mevcuttur ama kimse bu bilgilerin tamamına tek başına sahip değildir.
Araştırmalar, grup tartışmalarında en çok konuşulan bilgilerin genellikle herkes tarafından bilinen bilgiler olduğunu gösterir. Bu bilgiler tekrarlandıkça daha “doğru” ve “önemli” algılanır. Buna karşılık, yalnızca bir veya iki kişinin bildiği ve çoğu zaman mevcut görüşe ters düşen bilgiler ya hiç dile getirilmez ya da hızla geçiştirilir.
Sonuç olarak grup, aslında eksik bilgiyle karar almasına rağmen yüksek bir özgüven geliştirir. Bu da hatalı kararların sorgulanmadan kabul edilmesine yol açar.
Bu tür yanlılıklar grup içinde belirli davranış kalıplarına neden olur. Eleştirel düşünen veya farklı bilgi getiren kişiler “süreci yavaşlatan” bireyler olarak algılanabilir; çoğunluğun fikrini destekleyenler ise daha fazla onay görür. Zamanla grup, farklı sesleri susturan kapalı bir yapıya dönüşür. Bunun uç bir sonucu Abilene Paradoksudur: grup, aslında çoğunluğun istemediği bir kararı alır; çünkü herkes diğerlerinin bu kararı istediğini varsayarak sessiz kalır.
Grup kararlarını iyileştirmek için kolay ama etkili bazı yöntemler bulunuyor: belirli konularda bireylerin “uzman” olarak tanımlanması, sahip oldukları bilgileri paylaşmalarını teşvik eder. Bir grup üyesine bilinçli olarak varsayımları sorgulama görevi verilmesi, eleştirel düşünmeyi canlı tutar. Homojen gruplar grup düşüncesine daha yatkındır; farklı geçmişlere sahip üyeler karar kalitesini yükseltir.
Başarılı grup kararları yalnızca iyi niyetli iş birliğiyle değil, bilinçli olarak tasarlanmış süreçlerle mümkündür. Paylaşılan bilgi yanlılığı fark edilmediğinde, gruplar yanlış kararlara yüksek bir özgüvenle ilerleyebilir. Doğru kararlar çoğu zaman en çok tekrarlanan bilgilerde değil, en az dile getirilenlerde gizlidir.